Reading letters
Jean’a Mektuplar: Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık
25–32. sayfalara mektuplar: sorular, anlaşılmak ve beklemek.
Date not recorded Content language: Turkish

- Author
- Jean-Louis Fournier
Sayfa 25 — Cevap
Aklımda deli sorular var Jean. Başka bir aileye sahip olsaydım yine kişiliğim bölünüp parça parça olur muydum yoksa daha iyi mi olurdum. Daha kötüsünü hayal bile etmek istemiyorum. Yani ben yaratılıştan mı böyleyim yoksa ailem, çevrem mi beni bu hâle getirmiş. Karar veremiyorum. Karar veremediğim konularda kayboluyorum.
Sayfa 27 — Cevap
“Demek ki, hâlbuki, oysaki’lerden hoşlanmıyorum. Sıçan gibi kuyrukları olan kelimeler. Özellikle de ‘çünkü’, ‘çünkü’, ‘çünkü’den hoşlanmıyorum.” demişsin Jean. Ben de bu kelimeleri sevmiyorum. Çünkü, bu sebepten, bundan dolayı diye açıklamak beni çok yoruyor. Neden her defasında bir şey yaptığımda suçluluk duyuyorum ve açıklama gereği görüyorum. Suçlanmaktan, suçlama ihtimalinden bile nefret ediyorum. Yapmadığım şeylerden sorumlu tutulmaktan korkuyorum. Suçlanmak, utandırılmak en büyük korkum Jean. Bu duyguları yaşamamak için etrafımdaki insanlara sürekli açıklama yapma gereği duyuyorum. Yoruluyorum Jean, çok yorgunum. Anlaşılmamak beni yoruyor. Aslında etrafımdaki insanları da anlıyorum. Neden herkes beni anlamak zorunda ki? Neden anlaşılmak istiyorum. Ben kendi kendimi anlayamamışken bunu başkasından istemek adaletsizlik değil mi? Karşı taraf için zulüm değil mi?
Sayfa 30 — Cevap
Jean, kitaplarını kısa yazdığından ve bazı okurlarının paralarının karşılığını alamadıklarını söylemelerinden bahsetmişsin. Bu noktada bu bazı okurlara katılmadığımı belirtmek istedim. Cümlelerin tasvirlerden uzak olabilir. Ama senin bir cümlen ruhumda öyle infilaklara sebebiyet veriyor ki, belki ciltlerce yazsalar, saatlerce tasvirler yapsalar senin kadar beni etkileyemezler. Yazdığın cümle tam bir nokta atışı, tam isabet hedeften vuruyorsun beni. Ben knockout. Yazdıkların kalbimin en derinine nüfuz ediyor ve orada sakladığım gerçeklerimle karşılaşıyorum. Karşılaşmak yetmiyor, onları tanımam, kabullenmem ve tekrar bağrıma basmam gerekiyor. Keşke en yakın dostum olsaydın Jean, bana yazdıkların cesaret veriyor. Taaa uzaklardan sesleniyorsun. Kulağıma eğilip korkma! diyorsun. Yüzleşmek acı veriyor ama gerçeklerinden kaçamıyorsun diyorsun. Her kitabında seni hissediyorum. Ve bana yalnız değilsin, ben yanındayım, cesur ol diyorsun. Sen cesur ol dedikçe, yazıyorum. Yazdıkça yazıyorum. Yazdıkça rahatlıyorum. Yazmak bana çok iyi geliyor Jean. Ama senin psikiyatristin aklıma geliyor birden. Ona kızıyorum. Kızıyorum, çünkü insanı ümit iyileştirir gibi geliyor. Ve bu ümidi elinden çalmış gibi hissediyorum. Kızgınlığıma ya da kırgınlığıma engel olamıyorum.
Sayfa 32 — Cevap
“Yemek yaparken hep aceleci olmuşumdur, pişme sürelerinin sonu gelmez ve beklemeyi hiç bilmem.
Sabırsızım.” Bunlar senin cümlelerin Jean. Sabırsızlık noktasında sana katılıyorum. Yemek, ev temizliği bunlara bir nebze dayanabilirim, ok. Ama resmî evraklar beni çok yoruyor. Jean, bitmek bilmeyen sorular yığını. DV lottery formları, Green Card formları, Asylum formları, çocukların okul formları, sağlık formları. Başım dönüyor, daha sabredemiyorum. I gave up, yeter! Form görmek istemiyorum, hiçbir yere ait olmak istemiyorum. Sanırım artık yaşamak da zor geliyor. Ertesi gün yeni bir gün. Tekrar başla, tekrar yaşa. Doldur, anla, imzala. Sanki hiç durmayan bir dönme dolap gibi. Doldur meyhanesi, dönme dolapta saatlerce, aylarca, yıllarca içecek var. Vur kadehleri kederli dostum, dönme dolap da bir gün yorulacak dönmekten. İşte o zamana kadar vur kadehlere, doldur içelim. Bunca hayalî kadeh tokuşturmadan, içmeden sonra düşünmeden edemiyorum, herkes bir kere vatandaşlık alsaydı dünyalı olmak için. Hangi ülkenin vatandaşısınız diye sorsaydı uzaylılar, cevap şu olsaydı “Dünyalıyım ben.” Bir tek oturum izni olsaydı dünyanın kara parçalarında olabilme için. Sorsaydı uzaylı: “Hmm, dünyalı peki bu topraklarda oturum iznin sahiden var mı?” Hemen çıkarıp gösterseydi dünyalı hem de gururla. Doğduğumdan beri. Peki ya vizeyi nasıl alıyorsunuz bu oturum hakkına sahip olmak için? Doğru ya oraya girmeden bir de vizesi olmalıydı dünyalının. Doğarken elimizde vizemiz vardı zaten dünyada oturabilmek, dünyalı olabilmek için. Uzaylı şaşırsaydı. Bu nasıl olabilir? Nasıl olur da herkes bu kadar eşit doğabilir? Nasıl olur da hiçbir procedure olmadan yaşıyorsunuz deyip dünyalıyı incelemeye koyulmalıydı.
Velhasılı Jean, bitmek bilmeyen formlar, sonu hiç bitmeyecekmiş gibi gelen beklemeler. Yoruldum. Uyumak istiyorum.