Reading letters

Jean’a Mektuplar: Tek Yalnız Ben Değilim — 2

21–47. sayfalara mektuplar: dostluk, sınırlar ve geçmişle karşılaşmak.

Pencere ışığında iki Jean-Louis Fournier kitabı, Sevgili Jean diye başlayan bir mektup ve siyah dolma kalem.
Jean’a Mektuplar serisi için yapay zekâyla üretilmiş kompozisyon. Kitap kapakları: Yapı Kredi Yayınları — Tek Yalnız Ben Değilim ve Bekleyecek Vaktim Kalmadı Artık.
Author
Jean-Louis Fournier

Sayfa 21 — Cevap

Biliyor musun Jean, seni nereden, nasıl bulacağımı bilemiyorum. Bulmak istiyorum, sana yazdıklarımı ulaştırmak istiyorum. Ama bir taraftan da senden çekiniyorum. Bilmem neden?

Hep seni oturmuş bana mektup yazarken hayal ediyorum. Senden mektup alırsam sanırım babamdan almış kadar sevineceğim. Yatağından masana geçiyorsun. Gözlüklerin gözünde, elinde mavi bir mürekkepli kalem ama ben siyah mürekkep severim Jean, onunla yaz. Bir de beyaz kâğıt. Ama dur, sakın beyaz kâğıda yazma. Sarı saman kâğıdını daha çok severim. Saman kâğıdı tek başına çok ince kalırsa mürekkep için iki altına beyaz kâğıt yapıştırıp kalınlaştırabilirsin. Türkler tezhipte murakka yapıyorlar, istersen tabii ki zor gelmezse o şekilde de yapabilirsin. Ama biraz zahmetli. Sen zahmetsiz olanı seç. İstersen bir çakmakla kâğıdın etraflarını da yakabilirsin. Bana böylesi çok nostaljik geliyor. El yazısı ile Fransızca kelimelerle bilmediğin bana mektup yazıyorsun. Ve şöyle başlıyor, Sevgili Madam Jane, Chère Madame Jane. Seni görüyorum, yazmak zahmetli ama bir o kadar huzur verici. Bazen mutlu bazense hüzünlü oluyorsun. Açıkçası dört mevsim gibisin Jean, sürekli değişiyorsun. Ama seni böyle seviyorum.

Sayfa 22 — Cevap

Benimle arkadaş olur musun Jean? Senden para falan istemiyorum. Sadece yazmak ve seninle dertleşmek istiyorum. Seni arayıp konuşmak isterdim. Ama telefonda konuşurken çok sıkılıyorum. Hiç sevmiyorum. Çünkü konuşmayı nerede, ne zaman bitirmem gerektiğini bilemiyorum. Bazen bazı insanlar bütün hayatlarını telefonda anlatıyorlar. Sen kendi hakkında konuşmaya başlasan konu dönüp dolaşıp onlara geliyor. Bunu nasıl beceriyorlar bilmiyorum. Ve bir bakıyorsun saatlerce telefondasın ama sen bir şey paylaşmamışsın. Ama mektup ya da mesaj öyle değil, kısa ve öz. En azından kendi zamanımı ne de senin zamanını katletmiş oluyorum. Ah Jean, sanırım ben sınırlarımı korumayı bilmiyorum. Bunu öğrendiğimde sanırım telefonda sesli görüşmeyle aram iyi olacak. O zamana kadar mektup ve mesaj benim ve senin için en sağlıklı olanı sanırım.

Sayfa 23 — Cevap

Bir sene bilmediğim, insanlarına alışık olmadığım bir mahallede oturdum. Ama gün içinde kimseyi görmedim, bütün kapılar kapalıydı. Bir gün yan komşuyla karşılaştım. Merhaba dedim. Adam yüzüme bile bakmadı, yürüdü gitti. Birkaç defa daha denedim, tık yok. Sanırım adamın tuzu kuru, konuşmaya ihtiyacı yok. Açıkçası insan olduğundan şüpheliyim. Sanırım o bir kurt adam. Geceleri kapalı penceresinden ışık sızıyor. Hem de kırmızı bir ışık. Bence geceleri kurtlarla ayin yapıyor.

Sayfa 25 — Cevap

Senin tenor sesin varmış, şarkılar söylemişsin. Ben de güzel şiir okurdum. Son anda özel günlerde başı sıkışan öğretmenler beni çağırır, elime bir şiir uzatır ve bunu yarın dinletide okumamı isterdi. Hiç itiraz etmeden kabul ederdim. Şiir benim için bir tutkuydu. Öyle içten okurdum ki, sanki karşımdaki herkes ağlıyor gibi hissederdim. Topluluk ağlıyor, ben ise kahraman olmuşum. Ben okuyorum, onlar ağlıyor. Bir gün elime sayfalarca olan şiir tutuşturdular. Bütün sayfaları okudum. Ceyhun Atuf Kansu’dan Dünyanın Bütün Çiçekleri şiiri. Şiir mükemmel, yalnız o kadar uzun ki yaklaşık dört sayfaydı. Törende hem sunuculuk yaptım hem de şiir okudum. Kendimi anons ettim ve başladım okumaya. Her sayfa bittiğinde kalabalık bitti sanıp alkışlamaya başlıyor. Bunu tam dört kez tekrarladılar. Bende okumak için hüzün kalmadı. İçimden deliler gibi kahkaha atmak istiyorum, çılgınca yerlere yatıp gülmeliyim acilen. Neyse ki şiiri kazasız belasız okudum. Selamımı verdim ve bitirdim. Sanırım etrafımda tören için toplanan çocuklar içlerinden bana epey küfrettiler. Alkışlamaları, çok güzelden ziyade hadi çok şükür bitti der gibi çınladı kulağımda.

Sayfa 37 — Cevap

Diğerkâmlık noktasında senle ayrışıyoruz Jean. Ben artık ne sürekli kendimden bahsetmek ne de sürekli onları dinlemek istiyorum. Karşılıklı olsun istiyorum. Ben ondan bir şey öğreneyim, o benden. O yüzden beni sevip sevmeyeceğini bilemiyorum ama it is your choice. I respect you anyway whether you love me or not. I still continue to write you, my friend.

Sayfa 44 — Cevap

Kendimi özgür bırakmak için evden kaçıyorum. Dağlarda bana karışan yok. Dağlar benim emrimde, bütün toprağa hükmediyorum. Mantarlar, solucanlar, karıncalar emrime amade. Salyangozlara beşik yapıp, sallıyorum. Özgürlüğün tadına varsın diye sallıyorum. Çünkü ben sallanırken çok özgürüm. Zaman, mekân duruyor. Sesler yok oluyor. Ben, gökyüzü ve hayallerim varız. Başım göğe değiyor. Saatlerce sallanıyorum. Aklıma okul geliyor. Gidiyorum ama son saatine denk gelmişim. Okul bitiyor, herkes evine dağılıyor.

Sayfa 45 — Cevap

Jean, ben çocukluğumda hayır demişim ama karşılığında kendisinin sevgisinden mahrum bırakacak ebeveynler ile karşılaşmışım. Her hayır dediğimde evde bağırışlar ve hakaretler duydum. Bir çocuk olarak bunları duymak hiç de hoş değil, biliyor musun? Sonra kendi kendime demişim ki bunların huyuna suyuna gidelim. Biraz -mış gibi davranalım. Sonraki hayatım -mış gibi olmuş anlayacağın. Annesi varmış gibi bir çocuk, babası severmiş gibi bir çocuk.

Sayfa 47 — Cevap

Jean, ben senden cesur olmayı, kendi gerçeklerinden korkmamayı öğrendim. Daha önce annem ve babam hakkında hiç yazı yazmadım. Bütün olan bitenler zihnimin odalarında kilitliydi. Açmaya korkuyordum çünkü gerçekler canımı çok acıtıyordu. Yıllarca kaçtım, onları unutmak istedim. Ama onlar tam bir hayalet, beni hiç bırakmadılar. Nereye gidersem geldiler. Onlardan uzaklaşmak istedikçe daha da yakınıma sokuldular. Şimdi senden aldığım cesaretle ve terapistimin desteğiyle onların karşısına çıktım. Öylece bekliyorum, savaşmıyorum, teslim oldum. Arada bir sendelesem de tekrar ayağa kalkıyorum. Yaralansam da yaralarımı sarıp tekrar dikiliyorum karşılarına. Sadece onları iyi tanımak, varlıklarını, kim ve neden olduklarını bilmek ve güzele dönüştürmek için zaman tanıyorum kendime. Beynimdeki nöronlar arasındaki bağların yenilenip düzenlenmesini bekliyorum.

Share this page