Book notes
Puslu Kıtalar Atlası
Madame Jane’in defterinden Puslu Kıtalar Atlası üzerine okuma notları ve kitap özeti.
Published: Content language: Turkish

- Author
- İhsan Oktay Anar
Arap İhsan’dan -Uzun İhsan’a ( dayı -Yeğen)
“Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret.”
“haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"
Arap İhsan denizci, bir çok esir düşmüş vücudunda bir çok Yara var. İstanbul’daki yeğeni İhsan’da kalmaya geliyor. Yanında Alibaz diye bir çocuk var. çok haşarı bir çocuk.3Yaşına kadar kendisini Afyon ruhu vermişler ondan dolayı hiç uykusu yok. Rüya görmüyor ve buna çok üzülüyor.
“Eğer o gün boğdurulan bir şehzade, bir paşa ya da cariye varsa, saraydan ceset sayısı kadar top atılıyor”
Kubelik yapıyor bunu
“Eli kesip biçerek kasları, bağları, damarları ve kemikleri mum ışığında bir kâğıda özenle çizdi. Amacı ise insan vücudunu keşfetmek ve bu günahkâr bedenin bir haritasını çıkarmaktı”
Kubelik yazı kâtibi ama çok içince yakalanıyor ve cezalandırılıyor mumcubaşı tarafından sonunda kaval kemiği iki kez kırıldığı için sakat kalıyor. Kâtiplikten kovuluyor. Venedik’e sürülüyor lakin yanlışlıkla esir gemisine bindiği için esir ediliyor. Orda biri tarafından farkedilip haber gönderiliyor ve kurtuluyor.
Bir gün kafasına kerpeten düşünce, dişçi olmaya karar veriyor.
“
II
"Sen gerçekten benim babam mısın? Peki annem kim? Sen kimsin? Ben kimim? Bu evin geçimi nasıl sağlanıyor? Pazara giderken bana verdiğin akçeleri nereden buluyorsun? Günlerce yemeden içmeden nasıl yaşıyorsun? Kimsin sen?"
Bünyamin'in cesaret edip babasına bir türlü soramadığı sorulardı” bunlar
Uzun İhsan’dan oğlu Bünyamin’e.
“Kendi payıma ben, dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım. Bu, yeterince cesur olamadığımın bir göstergesi olabilir. Aynı hatayı senin de yapmana yolaçmak istemiyorum. Sana izin veriyorum, git. Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. Dünya dan ve onun binbir halinden korkma”
Uzun İhsan, Alibaz’ı okula yazdırıyor. Kafasını biraz dinlemek için.
“O zamanlar ikide bir çıkan yangınlara karşı korunmaları için taştan yapılan mahalle mekteplerine halk arasında taşmektep denirdi. Bunlar, en cehennemi yangınlarda bile salimen ayakta kalır, diğer evler gibi yanıp kül olamadıklarından çocuklara zorunlu bir tatil bir türlü kısmet olmazdı.”
“Günlük mesailerinin bitiminde taşmektep hocalarının kendilerine mütevazi bir ek gelir sağladıkları yerlerden biri de kıraathanelerdi. Bu mekânlarda, okuması iyi ve sesi gür bir zat, kahvecinin sahaflardan kiraladığı kitabı yüksek sesle okur, sedire bağdaş kurmuş, taburelere çömelmiş ya da hasırlara uzanmış ehlikeyif ise çubuklarını tüttürüp kahvelerini höpürdeterek Battal Gazi'nin, Hazreti Ali'nin ve Genç Osman'ın kahramanlık hikâyelerini zevkle dinlerdi”
“Hoca, kitabın sayfasını kaldığı yerden açıp okumaya başlayınca ses soluk kesilirdi. Hele hele Peysullab Nekkareperzen'in tüfenk ateşi altında dalkılıç Tebriz surlarına saldırdığı bahsine gelinince, hoca kıraatine bir fasıla verip kahvesinden bir yudum alır, heyecandan kıvrım kıvrım kıvranan ahaliye böylece kendi kadrini bildirmiş olurdu.”
“İnsanların Dünya karşısındaki kayıtsızlığını da işte tam bu anda kendi zihninde yakaladı ve babasının sözlerine bir anlam vermeyi başardı: Bu dünya da insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. ”
Ebrehe’nin boğazına yemek kaçınca, Bünyamin Hemlick manevrası uyguladı.
“Bunu nereden öğrendiğimin hiçbir önemi yok" dedi, "Amacım seni kurtarmak da değildi. Sadece bu yöntemin etkili olup olmayacağını görmek istedim. Niçin öğrendiğime gelince: Ben bu dünyaya bilmek için geldim. Benim için kutsal bir şey varsa o da bilgidir, gerek bu dünyanın, gerekse öte dünyanın bilgisi. Bu yüzden öğrendiklerimi akıl terazisinde tartıp doğru olup olmadıklarına bakarım".”
Extra info:Barbut oyunu
Oynanışı İki kişi veya iki grup arasında oynanır. Bazı zar sayıları kazanır bazı zar sayıları kaybeder. İki bölüme ayrılarak ortaya konan değerlerin hepsini kazanan zar sayıları düşeş (6+6), dübeş (5+5) ve düşe (3+3), kaybeden zar sayıları ise dörtcihar (4+4), dubara (2+2) ve hepyek (1+1) dir.
“Fakat adam mezarın başından kalkıp hüzünlü ve derin bir sesle oğluna,
- "Sizler, hepiniz, içinde yaşadığınız dünya, Kostantiniye, her şey, sadece ve sadece benim düşüncemde varsınız" dedi, "Rendekâr yanılıyor: Düşünüyorum, ama sadece ben var değilim”
“Düşündüğüm için asıl sizler varsınız; sizler ve içinde yaşadığınız dünya".”
Babasını Alemsat’ta kaybedince Bünyamin onu Kasımpaşa mezarlığında buluyor. Daha elini omzuna koymadan babası Bünyamin diyor. Adamın gözlerini oydular, burnunu kestiler, kulaklarını sağır ettiler Ama buna rağmen hem görüyor hem duyuyor.
“Her şey ben ve benim düşüncelerimden ibaret olsa da bu dünya da yaşamak zevkli bir şey" diyordu, "Sen! Oğlum! Sen benim zihnimde bir düş, bir düşüncesin. Bana şu anda dokunuyorsun. Ama ben sana dokunamıyorum. Çünkü düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?".”
Saray Erkânını zehirleyen, evlere temizlikçilik yapmak için giren Frenk casusunun yakalandıktan sonra ki sözleri:
“Evet, çok şey bilirim. Limanlarınıza girip çıkan gemilerin ne yük taşıdığını, yaptığınız gizli anlaşmaları, idareniz altında olan milletlerin isyana eğilimlerini, depolarınızdaki barutun miktarını, toplarınızın sayısını, her şeyi, her şeyi bilirim".”
“Yüce padişah! Eğer bu saydığın bilginler sadece anlattığın şeyleri biliyorlarsa, onların pek fazla bir şey bildikleri söylenemez".
- "Neden?"
- "Çünkü bilgi tehlike ile ölçülür".
- "Ne demek bu?"
- "Bilgi doğru olmak zorundadır ve bilgin, hata yapmaktan ölümden korkar gibi korkar. Sizin bilginleriniz”
Karakterler
Bünyamin-Uzun İhsan’ın oğlu
Uzun İhsan-Oğluna puslu kıtalar atlasını yazıp veriyor. Ve Bunun düşlerinden kaynaklandığını anlatıyor.
Ebrehe-İstihbaratın başı
Kubelik-Sonradan dişçi oluyor ve başı vuruluyor. Cesetleri kesip onu resmettiği için.
Alibaz-Çocuk Çetesi kuruyor
Hınzıryedi-Dilencilerin başı-Ebrehe bunu kurtarmak için fake ferman çıkartıyor. Zangoçken, papazlar tarafından bir sınava Tabi tutuluyor.40 gün yemek yemeden bir hücrede kalacak Ama bu boynundaki haçla bulunduğu hücreyi kazıp dışarıya yemek yemeğe çıkıyor. O yüzden kiliseden kovuluyor.
Zülfiyar-Ebrehe’nin sağ kolu, casus.
Müşteri-Maymun
Extra Bilgi
Üst kurmaca:
Üstkurmaca (İngilizce: Metafiction), klasik anlamdaki (postmodernite öncesi) tüm kurmaca türlerine atıfta bulunan bir kurmaca türüdür.
Gerçek ile kurmaca arasındaki ilişkiyi sorgulamak/sorunsallaştırmak için bilinçli ve sistemli olarak dikkati, anlatının bir kurmaca olduğuna çeken kurmaca türüdür. Genellikle ironi ve yazarın anlatıya müdahalelerini içerir (yazarın da karakter olması). Bu anlamda, günümüz tiyatrosuyla karşılaştırılabilir; günümüz tiyatrosu, seyircinin bir oyun seyrettiğini unutmasına izin vermez. Üstkurmaca da okurlara, bir kurmaca ürünü okuduklarını unutmalarına izin vermez.
Üstkurmaca ilk kez modern ve postmodern edebiyatla ilişkilendirilmiştir; ancak, üstkurmaca ögelerine Cervantes'in Don Kişot'u ve hatta 14. yüzyılda yazılan Chaucer'ın Canterburry Tales'ında da rastlamak mümkündür.
1960'ların başlarında John Barth, Robert Coover ve William H. Gass gibi yazarlarca göze çarpmaya başlamıştır.
Bir grup Fransız roman yazarı, "yeni roman" (new novel) anlamına gelen "Nouveau Roman"adlı bir kurmaca türü oluşturmuşlardı. Bu "yeni roman" edebiyatı o kadar ileriye taşıdı ki üstkurmaca tekniği "roman nedir?" sorusunun tanımını geride bıraktı ya da tekrar sorgulanmasına yol açtı. Nouveau Roman, romanın genel-geçer kurallarından sıkılması muhtemel okurlar için ortaya çıkarılmış bir roman türüydü.