Book notes

Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Madame Jane’in defterinden Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği üzerine okuma notları ve kitap özeti.

Dekoratif kitap illüstrasyonu
Author
Milan Kundera

(Ahmet Altan -Hayat Hanım’dan sonra başlayacağım bu kitaba. Aklım hâlâ Hayat Hanım’da, gerçekten Altan böyle bir kadını sevmişti. Onu baskılamayan ama her zaman yanında olacak onu destekleyecek biri. Bana her romanında Allah’la arasında hem yakın hem de çok uzak bir ilişki olduğu izlenimini oluşturuyor. Sanki ateşle arada ki bağ gibi, yaklaşsa yanacak uzak dursa üşüyecek gibi. Ama kadın ruhundan anladığı kesin. Öyle güzel psikolojik tahliller yapıyor ki şaşırıp kalıyor insan. Hem erkek olup hem de kadın dünyasını yazabilmek Büyük bir cesaret ve gözlem gerektirir bence.

Neyse bakalım Altan’dan bu kadar. Ama bu adamın en yakın arkadaşı olup onu dinlemeyi çok severdim. Kafası biraz kırık, deli dolu, haşarı bir çocuk gibi. Bence çok iyi anlaşırdık.)

Milan Kundera

Milan Kundera

Milan Kundera 1929 Çekoslovakya doğumludur. Toplamda 14 kitabı bulunan şair ve yazarın dünya çapında en sevilen ve tanınan kitabı “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği” kitabıdır.

Milan Kundera ilk kez piyano eğitimini babası tarafından aldı. Şiirlerini ise ilk kez lise yıllarında yazdı. Charles Üniversitesi'nde Edebiyat ve Estetik okuyorken film ve senaryo yazarlığı bölümünde eğitimine devam etti.

Milan Kundera gençlik yıllarında arkadaşları ile birlikte Komünist Partisi’ne üye olur. İki yıl sonra partiden çok aykırı düşünceleri ile ihraç edilir. 1952 yılında eğitimini tamamlayıp akademide göreve başlar ve 1956 yılında yeniden Komünist Parti’ye üye olur.

Tüm dünyanın bildiği 5 Ocak da başlayan Prag Baharında aktif olarak rol aldığı için ikinci kez partiden ihraç edilir. Milan Kundera Prag Film Akademisi’nde çalışmaya devam eder bir yandan da oyunlar ve denemeler yazmaya başlar.

Yazarın ilk eseri Perde 1960 senesinde yayınlanır. Daha sonraki çıkardığı eserlerinde okuyucuların da fark ettiği bir ayrıntı onu farklılaştırır. 7 rakamını sıklıkla kullanan yazarın birçok kitabı 7 bölümden oluşur. Perde isimli ilk eserinde de 7 makalesi yer alır.

Milan Kundera ülkesinin içindeki çıkmazdan haberdardır. Bu kaygısını kitabına dökmek ister ve Şaka isimli ilk romanını Prag’da yayınlar. Kundera ve dava yoldaşları daha geniş özgürlüklerin peşinde koşarken Prag’a giren Rus tankları ile hayatları değişir.

Kurulmuş olan bu düzene karşı çıkan Milan Kundera için zor zamanlar başlar. İşini kaybeder ve eserler ortadan yok olur. Vatanında ve çevresinde sesini kimselere duyuramaz. Kendi ülkesinde kitapları yayınlanmayacak olan Kundera bunun bilincinde olacaktır. Vera Hrabonkova ile evlenir ve 1975 yılında Fransa’ya iltica ederler.

Kendi vatanında yasaklı olan bir yazar olarak manevi olarak sıkı sıkıya bağlı olduğu ülkesinden çok uzakta olarak gönlünce yaşayıp yazabildiği bir ortamın tadını çıkarır. Fakat Kundera artık ne Çek vatandaşıdır ne de Fransız.

Yazarın en popüler eseri olan Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabı aynı zamanda sinemaya da uyarlanır. Daha sonra 1990 yılında Ölümsüzlük eserini yayınlar bu kitabında da yaşamı sorgular bir tarz benimsemiştir.

Maximilien Robespierre was a radical democrat and key figure in the French Revolution of 1789. Robespierre briefly presided over the influential Jacobin Club, a political club based in Paris. He also served as president of the National Convention and on the Committee of Public Safety

Karakterleri

Tomas:Prag’da yaşıyor.

Tereza:Bir saatlik bir tanışmadan sonra Tomas’ı ziyarete geliyor orada birlikte oluyorlar ve hastalanınca bir hafta kalmak zorunda kalıyor.

)Tomas yaşamı hakkında karar vermeye çalışırken bunları düşünüyor.

Hayat tekrardan yazılıp çizilmiyor. Yaptığın hatayı hiç olmamış gibi gidip değiştiremiyorsun.

Şu kısımda çok önemli bir tek hayatın olduğundan eski hayatınla karşılaştıracak hangisinin iyi ya da kötü olacağına dair bir fikrin de yok.

O yüzden İlk çizdiğin hayat senin hayatın.)

Tereza, Tomas’ın evine geldiğinde yanına okumak için Anna Karenina kitabını da getirmişti. Ada ( Elif Şafak’ta), the bell jar okuyordu. Sanırım annesi de I am Malala okuyordu.

Hayat Hanım’da Sıla, Güz Sonatı ( Ingmen Bergman gibi bir ismi vardı) izliyordu. Bu izlenenler, okunanlar kitapların içerikleriyle Sanki paralel oluyor. Ada, belki de intihar etmeyi düşünüyordu ya da annesinin kendisine nasıl kıydığını merak ediyordu.)

Terasa’nın anneside bir garip. Çok da istemediği bir adamdan kazayla bir çocuk sahibi oluyor ve o adamla evlenmek zorunda kalıyor. Adam komünistliğin aleyhinde bir şeyler söyleyince Rus askerleri tarafından tutuklanıyor. Ve Tereza annesiyle beraber yaşamak zorunda kalıyor. Kadın dolandırıcı bir adama âşık olunca Teraza ve babasını terkediyor. İlk kocası hapiste ölünce de kız anneye kalıyor.

Kadın hayatının suçlusu olarak kızı görmeye başlıyor ve ona baskılar yapıyor.15 yaşında sınıfının parlak bir öğrencisi olmasına rağmen onu okuldan alıyor. Ve kız diğer 3 kardeşine bakmak zorunda kalıyor. Çamaşır yıkıyor Ev işleriyle ilgileniyor. bunları yaparken de kitap okuyor boo bol. Sonra bir otelde çalışmaya başlıyor. Tomas ile orada tanışıyor. Tomas ona farklı geliyor. Masada kitap okuyor ve kitap okuması Teraza da ortak yönleri olduğu izlenimini oluşturuyor.

Tomas da doktor/Prag’da bir hasta var ona bakmak için başhekim tarafından görevlendiriliyor.

( Burada hortum diye bahsettiği şey burnumuz-Romanın başından beri bu şekilde ifade ediyor.

Kızın karnındaki gürültüyü da annesinin kahkahasına benzetmeside manidar. Annesi olsa heralde öyle yapardı. Kadın çok garip evde çoluk çocuğunun yanında çırılçıplak dolaşıyor. Tereza banyo yaparken kapıyı kilitleyince deliye dönüyor. Üvey baba kız banyo yaparken içeriye girebiliyor.

Sanki en Büyük düşmanı bu kız. Herkes kendi yaşamından sorumlu kadın kendine gel. Sen de orda o adamla bir araya geldiğinizde düşünseydin. Birlikte olmasaydın. Daha nice iyileri var diz çökmüşlerdi sana göre onları bir bir değerlendirseydin. Her şey senin sorumluluğunda Senin kararların.)

( Franz ile Sabina beraberler Ama Adam evli. Onunla sadece yurtdışı gezilerine gittiklerinde beraber oluyorlar.

Franz öğretim görevlisi olduğundan yurtdışında konferanslara katılıyor. Sabina’yı da yanında götürüyor.

Tomas yazısından dolayı doktorluk mesleğinden istifa etti. Onun komünist partiye Üye olduğunu ve kabullendiğine dair mektup yazıp imzalamasını istediler. Ama o kabul etmedi. Şimdi cam siliyor.

( işlerine gelmeyen onlara karşı olan herkesi yıldırmaya çalışıyorlar Bu demek ki her dönemde böyle. İşlerinden etmek mevkilerinden etmek.

Tomas artık aşağı mertebeye indiğime göre benimle daha uğraşmazlar diye düşünüyor. Bakalım neler olacak?)

200 e yakın kadınla beraber olmuş. Şimdi bunun için 16 saati var. Neden kadından başka bir şey düşünmüyor. Onun için kadın özgürlük demekmiş.

Neyin yerini doldurmaya çalışıyor acaba?

Neden kaynaklanıyor?

((Komünizmin asıl yüzünü anlatıyor Tereza’nın gördüğü rüya. İnsanlar birbirlerini gammazlıyor. Her diktatör rejim aynı taktiği uygulamış. Kardeşi kardeşe koydurtmuş. İnsanlar korkudan birbirlerini şikâyet etmişler. Böylece de sisteme yarandıklarını düşünmüşlerdir.)

Mutluluk, yinelenmeye duyulan özlemdir. Tekrarlanan her şey belirli bir süreden sonra bayağılaşmaya başlıyor.

Bu da insanda hiçbir şey yapmıyormuş hissi uyandırıyor. Hiçbir şey yapmayan insanoğlu depresyonun eşiğine geliyor. Tekrarlanan işlerse anlamını yitiriyor.

Her gün, aylarca yıllarca bir çeşit yemek yemek gibi bir şey bu.

Tomas, Karenin’e ötenazi uyguladığı sırada orada olan duygular ve hadiseler.

Karenin, dişi bir köpek bacağında kanser oluştuğundan dolayı yürüyemiyor. Ameliyat geçirdi ama olmadı tekrar geldi. Şimdi Teraza ile aralarındaki son duygusal geçişleri görüyoruz. İnsanın içi dayanmıyor.

Share this page